www.kurandakidin.net AMERİKA KÜRDİSTANI KURAMAYACAK
slammercal's Channel
 
 
Hello, you either have JavaScript turned off or an old version of Adobe's Flash Player. Get the latest Flash player.

You must be logged in to view this video.

The following content has been identified by the YouTube community as being potentially offensive or inappropriate. Viewer discretion is advised. Please confirm that you wish to view this video.

This video or group may contain content that is inappropriate for some users, as flagged by YouTube's user community. Please confirm that you wish to view this video.

This video is unavailable.

Profile
 
Channel Views:
13,001
Total Upload Views:
91,455
Joined:
June 18, 2006
Last Sign In:
1 day ago
Subscribers:
159
AMERİKANIN UŞAĞI AKP BOP PROJESİ İLE KÜRDİSTANI KURMAYA ÇALIŞIYOR
KADINLARI POSETE SOKMA
Kuran'da gerekli malzemeyi bulamayan gelenekçilik , uydurma hadislerle, uydurma yorumlarla, mezhep izahlariyla kadinlari posete sokulmus sekilde kapatacak malzemeyi türetmistir. Kuran'da 33Ahzab suresi 52. ayette Peygamber'in, bu ayetin inisinden itibaren güzelligi hosuna giden bir kadin dahi olsa, artik evlenmesinin helal olmadigi söylenir. Demek ki Peygamber'in döneminde kadinlarin kiyafetleri kimin ne kadar güzel oldugunu bilmeyi engellemiyordu. Oysa mezheplerin izahlarindaki çarsaftan, peçeden, basörtüsünden hangi hanimin ne kadar güzel oldugu nasil anlasilabilir?
About Me:
 
KURAN'DA BASI KAPAMAK GEÇMIYOR
Kadini kendi zihniyetine göre yasatmak isteyen zihniyetin çarpittigiayetlerin basinda bu ayet gelir. Bu ayetteki "himar" kelimesi genis manali bir kelime olup örtü manasina gelir. Eski Arap yazilarina bakilirsa himarin yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebilecegini görürüz. Himar, basi örterse basörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur. Allah eger "himar" kelimesi ile basin örtülmesini isteseydi "himarürres" gibi bir vurgulama ile basörtüsü diyebilirdi: Böylece "res" kelimesi ile bas bölgesi vurgulanir ve örtü kelimesi olan "himar" ile beraber basörtüsü net bir sekilde anlasilirdi. Nitekim abdest alinmasiyla ilgili ayette basin sivazlanmasi söyenirken, bas kelimesi Arapça karsiligi 'res' ile vurgulanir. Üstelik ayette kapatilacak yerin yaka açigi oldugu geçer. Yani himarin basi kapatmasi degil, ayette açikça yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka açigi manasina gelen 'cuub' kelimesi hem bu ayette kapanilacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa'nin yaka açigina elini soktugunu belirten ayetlerde geçer.) "Himar" kelimesi sirf basörtüsü manasina gelse bile bu ayetten basi örtmek degil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlasilacakti. Üstelik basörtüsünü Kuran'a maletmek isteyen zihniyet, açik bir saptirma yaparak "felyedribne" fiilini "salsinlar" diye tercüme etmeye kalkmistir. Böylece ayeti okuyan "basörtüsünü yaka açiklarina salsinlar" seklinde okuyacaktir. Oysa hiçbir sekilde "darabe" kökünden türeyen "felyedribne" fiili "salsinlar" manasina gelmez. Bu fiille örtünün yaka açigina konulmasi yani kapatilmasi anlatilir. Kuran'da salsinlar, indirsinler manasinda "felyüdnine" kelimesi kullanilir. Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi "felyedribne" fiili yerine "felyüdnine" fiilini kullanabilirdi. Bu örnek bize gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini dogru çikartmak ugruna gereginde Kuran'daki kelimelerin manasini kaydirmaktan çekinmedigini göstermektedir. Ayette diger dikkat etmemiz gereken nokta "süsler" kelimesi ile neyin kastedildigidir. Bizim kanaatimize göre "süsler" kelimesi ile özellikle "gögüsler" kastedilmektedir. Çünkü ayetteki tüm noktalarla mantikli bir sekilde gögüs bölgesinin uyum sagladigi kanaatindeyiz. Birincisi, ayette yaka açiklarinin kapatilmasi geçiyor, yaka açiklarindan ise gögüsler gözükür. Ikincisi, ayette gizlenen süslerin belli edilmesi için ayaklarin yere vurulmamasi geçiyor. Ayaklar yere vuruldugunda vücutta belli olacak yer özellikle gögüslerdir. (sütyenin o dönemde icad edilmedigini düsünürsek bu daha da iyi anlasilir.) Üçüncüsü, ayetten kendiliginden görünenler hariç süslerin kapanmasi söylenmektedir. Ne kadar kapatilmaya çalisilirsa çalisilsin özellikle iri gögüsler, çesitli fiziksel hareketlerde, hatta rüzgarin esmesiyle elbise yapisinca bile kendini belli edebilir. Ayetten bunun dogal oldugu anlasilir. Dördüncüsü, ayette süslerin kimlerin yaninda açilabilecegi söylenir. Kuran'daki diger ayetlerden kadinlarin bir kisminin iki yil gibi uzun bir süre çocuklarini emzirdigini görüyoruz. Kadinin, babasi gibi yakinlarinin yaninda, çocugu aciktiginda ve agladiginda onu emzirmesi gerekebilir. Ayetteki bu açiklamanin özellikle bu konuda kadinlara büyük kolaylik saglayacagi kanaatindeyiz. Tüm bu izahlara gögüs gibi uyan baska bir bölge bulunmadigi için süslerle özellikle gögüslerin kastedildigi sonucuna varabiliriz. Süsler kelimesinden ziynet, taki gibi maddelerin anlasilamayacagi ayetin bütünsel olarak ele alinmasiyla açiga çikar. Çünkü ayette kadinlarin süslerini kendi kadinlari yaninda açabilecegi geçiyor. Taki gibi maddeler tahrik unsurundan daha çok hava atma unsuru olabilir. Eger bu hava atma olayi engellenilmeye çalisilsaydi, buna ilk karsi cins erkekler yerine, ayni cinsten olan kadinlar dahil edilirdi. Ayrica ayaklari yere vurunca hangi ziynet, taki esyasi belli olur? Kendiliginden gözüken ziynet, taki ne olabilir? Araf suresi 31'de ziynet esyalarinin mescid yaninda giyilebileceginin söylenmesi, takilarin cami yani gibi en kalabalik yerlerde de teshir edilebildigini, yani saklanmasina gerek olmadigini gösterir. Görüldügü gibi mantiksal bir elemeyle gidildiginde ayetin özellikle gögüs bölgesinin kapanmasini vurguladigi anlasilir.
Hometown:
Selanik
Country:
Iraq
Hobbies:
Fakat günümüzde basörtüsünün özel bir yer kazanmasi mevcut gösteri ve eylemlerin neticesidir. Yoksa basörtüsünün kadinin kalktigi yere oturulamayacagi izahindan bir farki yoktur. Basörtüsünün bu kadar tartisilmasi çagimiza mahsustur. Çünkü uydurmalarin ortaya atildigi ilk dönemlerde tartisma konusu "Kadinin hangi bölgelerinin disindaki yerler gözükebilir?" seklindeydi. Tartisma "Tek göz mü, çift göz mü, tamamen peçe ile mi?" seklindeydi. Bu dönemde kadinlari tamamen kapatanlarin çogu basörtüsü degil, çarsaf gibi tepeden tirnaga örtüleri kullaniyorlardi. Görüldügü gibi basörtüsünü "himar" kelimesiyle açiklamaya kalkmak yeni bir gayrettir. Daha eski yillarda "himar"i peçe seklinde tanimlama gayretleri, bugünkü basörtüsü gayretlerinin önündeydiAslinda Kuran bu izahlarin hiçbirine geçit verecek izahlar içermez. Yoksa Kuran kesilen tirnaginizi göstermeyin mi diyor? Kuran peçe ile yüzünüzü örtün mü diyor? Kuran'da saçinizin tek telini göstermeyin deniyor mu? Saçin kapanmasina dair bir açiklama var mi? Peki, basinizi örtün diye hiçbir ifade var mi? Madem ki Kuran'da tüm bu izahlar yok samimi bir sekilde Kuran disi kaynaklari kullanip bu uygulamalari çikardiginizi itiraf edin. Kuran'in kadinlarin giyimiyle alakali 3 ayeti de, diger izahlar da ortadadir. Hiç olmazsa kendi fikriniz içinde samimi olun, Kuran'i çekistirmeyin. Ayrica sunu da belirtelim ki Kuran'da namaz kiyafeti diye ayri bir kiyafet yoktur. Basörtüsü, peçe, çarsaf diye dinimizde bir sey olmadigina göre, elbette ki namazda da bunlari giymenin bir mecburiyeti yoktur BAS ORTUSU HAKKINDA http://www.network54.com/Forum/407087/message/1201657677/Re-+%DDlahiyatci+Mustafa+SA%D0+-+Nur+Suresi+30+ve+31nci+Ayetler+-+(Basortusu+ayetlerinin+meali) MESHUR NEBE SURESI CEVIRILERI http://receppiskin.blogcu.com/nebe-31-40_2763420.html Dikkat ederseniz sadece bir turk cevirmen ve ingilizce cevirilerde gogusleri tomurcuklanmis olarak cevirmemis harika esler kelimesini . Nebe suresi Hatali Ceviriyi Ortaya Cikaran Muhammed Esed bu konuda muhammed esed'in de çok güzel açıklanmış bir tefsirî dipnotu şöyledir: kevâib'i harika eşler olarak çevirmem konusunda ise, hatırlanmalıdır ki keb teriminin -kâib isim-fiili buradan türetilmiştir- birçok anlamı vardır ve bu anlamlardan birisi, çarpıcı olma, gözalıcı olma, üstünlük yahut ihtişamdır (lisânu'l-arab). böylece keabe fiili, insan için kullanıldığında, o, [başka bir kişiyi] gözalıcı/çarpıcı veya muhteşem veya harika yaptı anlamına gelir (aynı yer). hem keabe fiilinin, hem de keb isminin bu mecazî anlamına bağlı olarak kâib isim-fiili, halk dilinde göğüsleri gözalıcı hale gelen veya tomurcuklanan kız anlamında kullanılmıştır. bu nedenle birçok müfessir, bu ifadede, cennetin (erkek olduğu varsayılan) sakinlerine hoşnutluk verecek olan bir tür genç dişi-eşlere bir atıf görürler. ancak, öncelikle belirtmeliyiz ki, kuran'ın cennetin güzellikleri ile ilgili bütün teşbîhleri aynı ölçüde hem erkek hem de kadın için geçerli bulunmaktadır. diğer taraftan kevâib'in bu anlamı, yukarıdaki gündelik kullanışın türediği kökü -ki keb isminin taşıdığı mecazî gözalıcılık anlamına dayanmaktadır- gözardı etmekte ve bu açık mecazın yerine maddî olarak gözalıcı bir şey için geçerli olan lafzî karşılığını geçirmektedir. bu, bana göre tamamen temelsiz bir yorumdur. cennetin nimetleri ile ilgili kurânî tasvirlerin daima müteşabih olduklarını hatırlarsak, kevâib teriminin, yukarıdaki bağlamda, hiçbir cinsiyet ayrımı yapmaksızın, muhteşem [veya harika] varlıklar anlamına geldiğini ve etrâb terimi ile birlikte müthiş uyumlu harika eşleri gösterdiğini anlarız -böylece kutsanmış kimselerin birbirleriyle ilişkilerine işaret edilmiş ve onların tümünün karşılıklı tamamlayıcılıkları ve eşit ölçüdeki değerleri vurgulanmış olmaktadır.
Movies:
22. ayetten insanlarin giyinmesinin insanlik tarihi kadar eski oldugunu ögreniyoruz. Kiyafet, zamana, toplumun geleneklerine, iklimin sartlarina, meslek gruplarina, makama, mevkiye, yasa ve birçok faktöre göre hem toplumlar arasi hem de toplum içi çesitlilik göstermistir. Bazi toplumlar, Hint-Avrupa irkinda oldugu gibi tarih boyunca kiyafetlerinde birçok kere degisiklikler yapmislardir. Bazi toplumlar ise, Asya toplumlarinda oldugu gibi tarih boyunca kiyafetlerinde çok daha az degisiklikler yapmislardir. Toplum içi kiyafet farkliliklarininsa en iyi örneklerinden birisi Osmanli'dir. Osmanli'da padisah üç sorguçlu sarik takarken, veziri azam iki sorguçlu, halk ise tek sorguçlu takabilirdi. Iki veya üç sorguç halka yasakti. Saraylinin, esnafin, tekkecinin, ayri din mensubu kadin ve erkeklerin basliklari, kiyafetleri, renkleri Osmanli'da hep farkliydi. Bu kiyafetlerin farkliligi kanunlar ile korunurdu. Görüldügü gibi hem toplumlar arasi, hem toplum içi kiyafetlerin farkliligi, gelenek ve sartlarin bu kiyafetleri olusturmasi, zengin malzemeli bir tarih ve sosyoloji konusudur. KURAN'DA TESETTÜR KELIMESI YOK Günümüzde kadinin kapanmasi için kullanilan "tesettür" ifadesi de Kuran'da geçmez. Islam adina etrafinda bu kadar büyük firtinalar koparilan bir kavramin, yani "tesettür" ifadesinin Islam'in temel kaynagi olan Kurani Kerim'de bulunmamasi önemlidir. Demek ki "tesettür" kelimesi dîni bir kavram olarak sonradan olusturulmustur. "Ayette geçen "humur" ve onun tekili olan "himar" kelimesi kadinlarin baslarina örttükleri beze verilen özel isim degildir. Herhangi bir örtüdür. Bir seyi örten seye "himar" yani o seyin örtüsü denir." Arapça sözlükler El Mucem ul Vasif, El Müncid, Lisani Arap, Tacul Arus'dan "himar"in temel manasinin "örtmek" oldugunu göstermektedir. Anlasiliyor ki mezheplerin yorumundan sonra "himar" kelimesi ile sirf basörtüsünün anlasilmaya çalisilmasi, bu sözlüklerde bu kelimenin bir manasinin "basörtüsü" olmasini saglamistir. Fakat kelimenin temel manasi mezheplerin kelimeleri tahrif etmesine ragmen bu sözlüklerden bile bellidir. Daha evvel açikladigimiz gibi ayette kapatilacak yerin yaka açigi oldugu söylenir, bastan bahsedilmez. "Arapça'da kadinlarin baslarina örttükleri seyin özel adi "himar" degil "mikna" ve "nasiyf"tir. Hangi Arapça sözlüge bakilirsa bakilsin "mikna(çogulu mekani)" ve "nasiyfin" hanimlarin baslarini örttükleri kumasin adi oldugu yazilidir." TEK GÖZ IZAHI Buraya kadar Kuran'in kapanma ile ilgili ayetlerini gördük. Simdi de gelenekçilerin vardigi uçuk sonuçlari görelim: Safii ve Hanbeli mezheplerinde kadinin istisnasiz tüm vücudu her zaman kapanmasi gereken bölgedir (yüz ve eller de dahil). Hanefi ve Maliki mezheplerinde ise bir tek eller ve yüz, o da fitne olmayan kosullarda açik olabilir.(Sabuni Tefsirul Ayatil Ahkam 2/154,155) Es Suddi: "Kadin gözlerinden birini ve yüzünün açik kalan göz kismindaki tarafini kapatir. Sadece bir göz açikta kalir." Ebu Hayyan: "Endülüs'te adet böyle idi. Kadinin bir gözünden baska hiçbir yeri görünmezdi."( Ebu Hayyan, El Bahrul Muhit) Safii imamlari kadinin kesilmis olan tirnaklarina dahi bakmayi yasaklamislardir.(Ibni Hacer el Heytemi, Islam'da Helal ve Haramlar 2/13) Islam'in kadina farz kildigi örtünme kadinin yüzünü de içine almaktadir.(Fikhus siyre sf:240) Kadinin, yabanci erkegin gögsüne, sirtina, bacagina lezzet korkusu olmasa bile bakmasi caiz degildir. Yüz ise fitne açisindan ayaktan, saçtan ve bacaklardan daha ileridedir. Bu kisimlara bakmak ittifakla haram olduguna göre, yüze bakmak da evveliyetle haram olmasi gereken bir fiildir. (Sabuni, Revai 2/156) Gelenekçilikte varilan uçuk sonuçlar saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Yukarida gördügümüz gibi birakin kadinin komple kapanmasi gerektigi, kadinin kesilen tirnaginin bile görülemeyecegi iddialar arasindadir. Tüm bu izahlari yapan gelenekçilerin sanki dinin tek kaynaginin Kuran oldugunu kabul ediyorlarmis gibi "himar" kelimesini ve ayetleri çekistirip, Kuran'i kendi kafalarindaki modele örnek gösterme çabalari sasilacak bir tutumdur. Asil sorun kadinin kalktigi yere oturulamayacagini, hiçbir yönetici vasfi olmadigini, erkegin kölesi gibi olmasi gerektigini, kadinlarin çogunun cehennemlik oldugunu zanneden zihniyette olmaktir. Basörtüsü ve diger kapanma çesitleri kitabin 21. bölümünde gördügümüz zihniyetin sonucudur.
Music:
KURAN'DA ÜNIFORMA YOK Kadinlarin kapanmasi konusunun daha da iyi anlasilmasi için ikinci olarak Ahzab suresinin 59. ayetini de inceleyelim: Ey PeygamberEslerine, kizlarina ve müminlerin kadinlarina söyle cilbablarini(elbiselerini) üzerlerine giysinler. Bilinip incitilmemeleri için bu daha uygundur. 33Ahzab Suresi 59 Bu ayetin anlasilmasinda kilit kelime "cilbab"dir. "Cilbab" Arapça'da gömlek, elbise gibi üste giyilen giysileri ifade eden bir kelimedir. Fakat hiçbir sekilde cilbab; belli bir yerden belli bir yere kadar örten giysi manasina gelmez. Gelenekçi Islamcilarin kimisi kadinin yüzü de dahil vücudunun tümünün örtülmesinin farz oldugunu, kimisi iki gözü, kimisi tek gözü disindaki her yerini örtmesinin farz oldugunu, en ilimlilari ise yüz, eller ve ayaklar disinda her yerini örtmesinin farz oldugunu savunurlar. Oysa kadinlarin kapanmasiyla ilgili dinin tek kaynagi olan Kuran'da açiklananlar bu iki ayetle sinirlidir. Yani kadinlarin basini örtmesi, peçe giymesi ve diger anlatilan sinirlar Kuran'in degil geleneklerin ve sahsi görüslerin dine sokulmasinin sonucudur. Eger Allah böyle kati sinirlar çizmek isteseydi, bir ayette "Cilbabla; yüzünüz ve elleriniz disinda her yerinizi örtün" seklinde bir sinirla kapanmanin sinirlarini çizebilirdi. Örnegin abdest ile ilgili ayette Allah, yikanacak yerleri tek tek saymis ve "Dirseklere kadar ellerinizi yikayin" gibi ifadelerle kesin sinirlari koymustur. Eger Allah kapanmada da kesin sinirlar koymak isteseydi, bunu en azindan bir cümleyle belirtebilirdi. Geçmis kavimlerin basina gelenleri bile detaylariyla anlatan Kuran, her seyi açikladigini kendisi söyleyen Kuran, eger kapanmada sinirlari belirlenmis bir ölçü olacaksa ve bu bir tek cümleyle bile açiklanabilecekse, niye bu cümleyi içermesin? Bu açiklamanin olmamasi, hasa Allah'in unutmus olmasindan degil, bilakis bu tarzda kesin bir sinir koymak istememesindendir. Yukaridaki 33Ahzab suresi 59. ayeti ele alirsak, ayette kesin hatlari olmayan esnek bir ölçünün oldugunu görürüz. Ayetten, üzere alinan elbiseyle kadinin bilinecegini, böylece incitilmeyecegini anlariz. Kadin namuslu bilinirse, bilinmemeden dolayi bir incitilmeye ugramaz. Bazi insanlar namussuz, fahise sandiklari kadinlara takilip onlari incitebilir. Ayet kadinin üzerine elbise alip bunu önlemesini sagliyor. Peygamber'in döneminde kadinlarin bir kisminin çirilçiplaga yakin, gögüsleri açikta dolastigi, hatta Islam'in hakimiyetinden önce putperestlerin Kabe'de hacci çiplak yaptigi söylenir. (Kurtubi, el Camiil Ahkamil Kuran 7/189) 33Ahzab suresi 33. ayetten de Islam'dan önceki cahiliye döneminde kadinlarin süslerini açiga vurdugunu anlayabiliriz. Kendi dönemindeki ölçüyü ve fahise kadinlarin açikliginin derecesini bilen kadinlar, elbiselerini ona göre ayarlayip bu tacizden kurtulurlar. Günümüzde de eger böyle bir durum olursa; kadinlar, kendi yörelerini, geleneklerini, sartlarini gözönünde bulundurup, kendilerini fahise tipli kadinlardan ayirip tacizden kurtulurlar. Burada suna dikkat edelim; kadinlar elbise giyip taninmamaktan dolayi olusan tacizden korunur. Toplumda kadin nasil giyinirse giyinsin taciz edecek adamlar da olabilir. Ayet namuslu bilinmemeden dolayi olusan tacizi önlüyor ve bunu önlerken "daha uygundur" tarzinda yumusak ifadeler kullaniyor. Yoksa bazi erkeklerin begendigi bir kadini terbiyesizce taciz etmesi bu ayetin konusu degildir. Ayetin esnek ve sartlara göre ayarlanacak ifadesinden anlasilmaktadir ki kadin cilbabini (elbisesini) öyle giyecektir ki; çiplakligiyla fahise mesaji verenlerden ayrilacak, taninacak ve böylece tacizden korunup, daha uygun bir hareket tarzinda bulunacaktir. Kiyafet nasil olmalidir sorusu görüldügü gibi ayetin içinde gizlidir; kiyafet ayetin amacina uygun olmalidir. Eger ki amaç yerine sinirlar önemli olsaydi ve bunda katilik gerekseydi, Allah ayeti ona göre indirirdi. Kapanmayi temel olarak bu iki ayet tarif etmektedir. Kapanmayi tarif etmemesine ragmen, kadinlarin giyimine deginen son ayetse 24Nur suresi 60. ayettir: Nikah arzulari kalmamis, hayizdan kesilen kadinlarin süslerini göstermeye çalismadan siyablarini (giysilerini) çikarmalarinda kendilerine bir günah yoktur. Sakinmak için iffetli davranmalari onlar için daha hayirlidir. Allah Isitendir, Bilendir. 24Nur suresi 60 Bu ayette geçen "siyab" kelimesi de hiçbir sekilde belli bir yerden belli bir yere kadar olan bölgeyi kapatan bir elbise manasina gelmez. Bu ayetten, belli bir yasa gelmis kadinlarin, kiyafetlerine daha az dikkat edebilecegini anliyoruz.
Books:
FUTBOL OYNAYAN ERKEKLER SEYREDILEBILIR MI? Gelenekçiler kadinlarin kapanmasi ile ilgili bu izahlari yaparken, erkekler için de Kuran'da olmayan birçok zorluk getirmislerdir. Erkegin diz ile göbek arasini örtmesinin farz oldugu kimi mezheplerin uydurmasidir. Gerçi Peygamber'in baldirinin gözüktügüne dair de hadis vardir ama, bazi mezhep imamlari öbür hadisi begenip erkegin baldiri ile dizinin arasi gözükemez demislerdir. Üstelik erkeklerin birbirinin diz ile göbek arasina bakmasinin da haram olduguna kanaat getirilmistir. Bu izaha göre futbol, basketbol gibi erkeklerin sortla oynadigi oyunlari da seyretmek haram olur. Türkiye'de yaygin olan Hanefi mezhebinin koyu savunucusu televizyonlar, kendi mezheplerine göre haram olmasina ragmen; futbol, basketbol gibi sporlarin maçlarini hiç çekinmeden göstermektedirler. Bu da bizce bu gruplarin kendi inançlarinda ne kadar samimi olduklarinin bir göstergesidirErkeklerin sari ve kirmizi giyemeyecegi de yine mezheplerin Islam'inin uydurmalarindan birisidir.(Bakin Müslim libas 27 ve Miskat 2/1247) Erkeklerin parlak olanlarinin peçe giymesi gerektigi izahi da gelenekçi eserlerdeki bir izahtir. Sakal konusunda yapilan izahlar ise tam bir felakettir. Diyebiliriz ki kadinda nasil basörtüsü uydurma bir dîni sembole dönüstürülmüsse, erkekte bu sembolün bir karsiligi varsa o da sakaldir. BASÖRTÜSÜ VE KAPANMA Sakal birakmak sünnet, basörtüsü farzdir izahlari yapilabilir, ama sakali birakmaya sünnet diyenler garip bir mantikla kesmeye haram demislerdir. Türkiye'ye hakim olan en büyük mezhep Hanefilige ve diger mezhepler Maliki'ye, Hanbeli'ye göre sakali kesmek haram görülmüstür. (Halil Günenç, Islam'da Kilik Kiyafet ve Örtünme sf:177) Tabi ki diger uydurmalar gibi erkeklerin sakal birakmasi gerektigine dair bir izah Kuran'da yer almaz. Fakat mezheplerin Islam'ini savunanlar: "Allah sakal çikariyor, sen kesiyorsun. Sonra Allah yine sakal çikariyor, sen Allah'la savasip bir daha kesiyorsun..." gibi enteresan açiklamalarla sakali kesmenin, Allah'la savasmak anlamina geldigini halka anlatmaktadirlar. Allah'a sükür ki Allah kitabi Kuran'da her türlü detayi verdi ve böyle saçma uygulamalari savunan fikih ve hadis kitaplarina bizi muhtaç etmedi. Ne mutlu Kuran'in yeterliligini anlayanlara. Ne mutlu Kuran'a güvenenlere. Kendilerine okunmakta olan kitabi sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? 29Ankebut Suresi 51
Recent Activity  
slammercal Türkçe'nin kökeni 16.000 yil önceye gidiyor, Latin Alfabesi'nin temelinde Türkçe yatiyor (1 year ago)
 
 
slammercal Tarih Sümer'de degil Türkler'de basliyor (1 year ago)
 
 
slammercal İlk kumaş ve kâğıt parayı Türkler icat etti (1 year ago)
 
 
slammercal Pantolon ve ceket insanlığa Türkler tarafından tanıtılmıştı (1 year ago)
 
 
slammercal Eski Türkler modern tıbbın yeni keşfettiği DNA testini biliyordu (1 year ago)
 
slammercal's Groups (6)
TurkiyeAsiklari Description:
Türkiyemizin, tam bağımsız ve modern bir ülke olması, her alanda gelişmesi ve Atatürk'ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşması sevdasını taşıyan (more)
Tags: Büyük Türkiye Sevdalıları Ne Mutlu Türküm Diyene Atatürk
Status: Public
Created: January 20, 2010
RepublicTurkey1923 Description:
bizim grupa girin !
Tags: Türkiye
Status: Public
Created: September 13, 2009
70milyonburda Description:
NOT : Biz Türkçüler, sosyal açıdan değerlendirdiğimiz kürt meselesine bir bütün olarak bakıyoruz ve bunların topluma zarar veren yaratıklar olduğu konusunda tüm (more)
Tags: BASTARDKURDS TEŞKİLATI
Status: Protected
Created: October 19, 2009
MevlanaJalaluddinRum Description:
Facebook http://www.facebook.com/pages/Mevlana... Come, come again, whoever you are, come! Heathen, fire worshipper or idolatro (more)
Tags: Mevlana Şems Sems Rumi Sufi Ney Semazen Etme Tasavvuf
Status: Public
Created: May 01, 2009